Monday, January 25, 2016

Canlı masa yanı biblosu...

Dünkü Pazar kahvaltımızdan kareler.. Beni bir süredir takip ediyorsanız Sevgili sabahları kahvaltı etmediği için genellikle solo ve hızlı kahvaltılar yaptığımı bilirsiniz.. Ama bazen onun da canı istiyor ki, dün gitti üşenmeden alışveriş yaptı.. Soğuğa aldırmadan balkona güzel bir sofra kurduk, tabii elektrikli sobamız yanıyordu...

Bu işe en çok sevinen ise Hera oldu.. 


Hera her yemek soframızın değişmez nöbetçisi, küçük dilencisidir.. Şimdilerde küçük Ares'te onu taklit ettiği için bir değil iki dilencimiz oldu.. Hera yine iyi, sadece o güzel gözleri ile  bakar durur bir şeyler koparana kadar kendini acındırır ama küçük Ares ondan farklı olarak acıklı acıklı miyavlamaya başladı son günlerde... Dışarıdan bakan biri ikisini de açlıktan öldürüyoruz zanneder..


En komiği de sabah akşam ton balığı seanslarımız.. Hera'nın arka bacağında atroz denilen bir çeşit kireçlenme var.. Dolayısıyla kireçlenmeyi azaltmak için tahminen ömrünün sonuna kadar sabah akşam ilaç almak zorunda.. O ilacı da daha ilk günden kendi kendine almayı reddetti.. Çare olarak bende bir parça ton balığına bulayıp vermeyi buldum.. Tabii ton balığının ne olduğunu keşfeden Ares'de artık bu ilaç içme seanslarımızın en büyük katılımcısı oldu.. Hera çok ilgilenmese de sabah akşam itina ile mutfağa gelip, miyavlayarak ton balığı saatinin geldiğini hatırlatan hep o.. Bazen dışarıda oluyor.. Tamam diyorum bu sefer atlayacak ton balığını ama altıncı his dedikleri bu olsa gerek, daha ben hazırlamayı bitirmeden fırtına gibi giriyor içeri kapıdan..



Dün bir kaç kare fotoğraf çekince sizlerle paylaşmak istedim bizde genellikle ender kurulan  kahvaltı sofralarından birini... Keyifle, huzurla, sağlıkla geçsin bu haftamız.. 





18 comments:

  1. Çok güzel görünüyor herşey... Kahvaltıları çok severim belli ki sen de seviyorsun Ayşegül. Hiç değilse haftasonları yalnız edilmeyince iyi hissettiriyor. Bizim Mira da dilencilikte sınır tanımıyor. Evde sevimli dostların maceraları hiç bitmez, bilen bilir. Bizleri gülümsetmek için binbir numaraları var gerçekten ve onlara sahip olmak dünyanın en güzel duygularından biri.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Kesinlikle haklısın Patrizia, onlarsız çok renksiz geçerdi günler her halde...

      Delete
  2. Ya çok güzel :) yumurtalıklar nerden acaba bayıldım :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Çok eski onlar.. Bir arkadaşımın doğum günü hediyesiydi...

      Delete
    2. Hadi ya bayıldım güle güle kullan :)

      Delete
  3. Glucosamin ... Bizim de yaşam boyu almamız gereken ilaç . Son 1 yıldır daha bir dolu ilaç daha alıyor Keşkül'üm ...
    Neyse... Kahvaltı masan iştahımı açtı , nasıl güzel fotoğraf çekiyorsun bayılıyorum Ayşegül 💙

    ReplyDelete
    Replies
    1. Aynen sabah akşam ikişer tane alıyor ama çok işe yaradı.. Bir ara ağrıdan hiç bir şey yapamıyordu, şimdilerde yine eskisi gibi koltuk tepelerine tırmanmaya başladı..

      Delete
  4. Şahane fotoğraflar, her zamanki gibi :)

    ReplyDelete
  5. Replies
    1. Hemde nasıl cinler, özellikle konu yemek olunca...

      Delete
  6. Hera hep bana biblo gibi gelmiştir. Duruşundaki kırılganlık, o kibar siluet ...Çok zarif bulurum güzel kızını.
    Bugünün ikinci yıldızı ise masa. Bundan sonra fotograflarının başkahramanı olabilir zannediyorum. Rengi de muhteşem. Ve o tuzluk :))) İlk kez bir objeyi "yerim onu ben" diye sevesim geldi :D

    ReplyDelete
  7. Hera hep bana biblo gibi gelmiştir. Duruşundaki kırılganlık, o kibar siluet ...Çok zarif bulurum güzel kızını.
    Bugünün ikinci yıldızı ise masa. Bundan sonra fotograflarının başkahramanı olabilir zannediyorum. Rengi de muhteşem. Ve o tuzluk :))) İlk kez bir objeyi "yerim onu ben" diye sevesim geldi :D

    ReplyDelete
  8. Tuzluğu yumurtalık diye düzeltiyorum.

    ReplyDelete
  9. Bizim evde de o dilencilerden 3 adet var:)Zevkle takip ediyoruz sizi Evans family olarak..sevgiler

    ReplyDelete
  10. Bizim evde de o dilencilerden 3 adet var:)Zevkle takip ediyoruz sizi Evans family olarak..sevgiler

    ReplyDelete