Monday, December 15, 2014

Runner out, Fırıncı Küreği in..../ Baker's Peel in..


Blog için çektiğim fotoğrafları bazen önceden planlıyorum, bazı bazı evin şeklini şemalini değiştiriyorum ama bazende tıpkı bu sabah gibi, gördüğüm şey çok hoşuma gidiyor ve daha doğru dürüst yüzümü yıkamadan, pijamalarımla falan fotoğraf makinesine sarılıyorum..

İşte bundan dolayıdır ki, fırıncı küreği projem daha tamamlanmadan karşınızda....




Bu sapları boyanmış fırıncı küreklerini ilk kez Refika Birgül'ün sitesinde görmüş ve bayılmıştım.. En son İstanbul'a gittiğimizde Eminönü'nde karşıma çıkınca hemen bir tane almıştım.. Aslında daha bende sap kısmını boyayacağım, şimdilik sadece astar boya var üzerinde ama sabah sabah çiçeklerimin güzelliğine dayanamayınca bitmeden çekiverdim işte..

Bunun üzerinde yemek servisi yapmak istediğim için tamamını boyamadım ama şimdi keşke bir tane daha alsaymışım diyorum, üzerinde daha farklı şeyler yapabilirdim.. Artık bir daha ki İstanbul seferine...




Bu kış anemonlar çok erken açmış, dün kapıdan geçerken bir komşumuz bıraktı.. Yaban mersinleri ise annemin yaptığı bir yürüyüşten.. Torba torba toplamışlar arkadaşlarıyla.. Biraz da bana düştü..


Most of the time, I planned my photo shootings before hand.. But today it was the opposite. When I woke up, I love how my flowers look like and grapped my camera while my pj's are still on.. So you will see my new baker's peel project unfinished.. I am still planing to put some design on it..

I love using runners on my table, but I think to use a baker's peel as a runner is a nice idea.. As I am also planning to serve food on it, I didnt paint the whole surface.. But I am thinking to buy another one and paint it all... 





Friday, December 12, 2014

Sahildeki Ev'de Shabby Chiccc lendi....


Dün gece neredeyse sürekli bardaktan boşanırcasına yağmur yağdı Datça'da. Sabahta buz gibi ve gri bir havaya kalktık.. Şakır şakır yağan yağmur bir ara 20 dakika kadar doluya çevirdi. Küçük bahçemiz bembeyaz buzla kaplandı..

İstanbul'da yaşadığımız yıllarda, bir Ocak ayında Datça'ya gelmiştik.. Hava aynen bugünkü gibiydi ve yine tıpkı bugün olduğu gibi öğle saatlerinde insanı sıcaktan bunaltan bir güneş çıkmıştı.. Sanırım o gün soğuğun ve fırtınanın ardından çıkan güneş bizim Datça'ya yerleşmemizi çok hızlandırmıştı..

Bugünde güneşi görünce içim neşeyle doldu.. Hemen bahçeden doludan zarar görmemiş çiçekler, böcekler topladım.. Son sıralarda canım pek fotoğraf çekmek istemiyordu, ama baktım ki tüm bu güzellikleri sizle paylaşmadan olmayacak, hemen hevesle fotoğraf makineme sarıldım..



Dün gece teyzemlerin bahçesinden topladığımız torba torba limon ve portakallarda mutfakta duruyordu.. Tüm bu renklere sevgili Bedriye'nin bana yolladığı güzelim Shabby Chiccc ürünleri de eşlik edince, kış ortasında Sahildeki Ev'e bahar geldi adeta..



Aslında uzun süredir bulaşmamak için dirensem de neredeyse bir yıldır instagramda da fotoğraflarımı paylaşıyorum.. İnstagram deyim yerindeyse dipsiz bir kuyu, ve bu kuyunun içinde harika insanlarda var, sırf ona buna sataşmak için hesap açanlarda.. Benim çok uğraşarak çektiğim fotoğrafları hiç bir kaynak göstermeden gerine gerine kullananlarda var ( bir de benim fotoğraflarımla, benimde katıldığım yarışmalara katılanlar var ama onlar başka bir yazının konusu olsun..), ya da tıpkı Bedriye gibi fotoğraflarımda gördüğü bir şeyin benzerini yapmak için izin isteyen çok zarif insanlarda... Sonuçta son dönemde bana çok ilham veren, besleyen bir kaynak oldu instagram.. 

Malum beni bilenler bilir, şu ülkede doğru dürüst kasa bulamamaktan yakınırım hep.. Bunu okuyan sevgili Bedriye'de bana Ayşegül Abla'cım benim Shabby Chiccc markalı ürünlerim arasında kasa var ben sana yollayayım diye yazmıştı.. Sonra baktım tam da doğum günüm üzeri kocaman bir paket geldi Bedriye'den, içinden de neler çıktı neler.. Buradan bir kez daha çok çok teşekkür ederim Bedriye'cim, sayende bahar geldi evimize... 





Bedriye'nin güzelim ürünlerine instagram'da @shabbychiccc adresinden ulaşabilirsiniz...


Last night it was all rain and storm at Datça.. The teribble weather was continuing when I woke up this morning.. Then the wonderful Mediterranean climate showed its magic and the sun was shinning couple hours later.. I picked some roses from the garden and baskets of lemons and oranges that we picked from my aunts garden were waiting in the kitchen.. I couldnt resist but took some photos while surrounded with all these beautiful colors.. A dear friend from instagram sent me some of her lovely products couple weeks ago.. They all bring a lovely spring images on a winter day to my home..

You could check these lovely products at instagram at @shabbychiccc 



Friday, December 5, 2014

Tanıştırayım: Bekri Balık ve Geyik Niyazi...



Bu haftam biraz inişlerle, çıkışlarla geçiyor.. Daha anlık paylaşımlar yaptığım için instagram'da ve facebook ta yazdım ama buraya anca sıra geldi.. Salı günü ufak bir operasyon geçirdim, Çarşamba günü ise 50. yaşımı evde dinlenerek  kutladım.. Gerçi gece yarısına doğru yağmurluklarımızı giydik, fırtınaya aldırmadan deniz kenarına indik ve son kadeh içkilerimizi bitirdikten sonra, ikinci 50 de şans ve sağlık getirmesi için denize attık ama o da dinlenmenin bir parçası sayılabilir her halde değil mi?  

Beni sorarsanız şu anda gayet iyiyim.. İnşallah haftaya sonuçlarımda iyi gelecek ve çok daha iyi olacağım..


Bu arada bu hafta iki güzel hayvan daha sahildeki evde yerlerini buldular.. Ben onlara Bekri Balık ve Geyik Niyaz, adlarını taktım.. 

Bekri Balık çok daha profesyonel ellerden çıkma.. Sayın Murat Bildirici bu balıklardan renk renk desen desen üretiyor ve onlara inanılmaz hoş karakterler katıyor.. İşte bu balıklardan Bekri Balık da bundan sonra Datça'da yaşamaya başlayacak... Kendisine Sahildeki Ev ahalisi olarak çok çok teşekkür ederiz.. Bu arada İstanbul'da yaşayanlar, Murat Bey'in atölye çalışmaları da var, bilginize...  


Geyik Niyazi ise ortak bir çalışma sonucu çıktı.. Ben kestim, biçtim sonra baktım ki ortaya bulmaca gibi bir şey çıktı birleştiremiyorum, bu işlerin uzmanı Sevgili'ye gittim.. O hepsini bir araya toparladı ve yine bir takım cin fikirlerle duvara astı.. Doğrusunu istiyorsanız bu yılbaşı için bir geyik kafası arıyordum. Tabi ki gerçeğini değil :)) Ahşaptan yapılmış bir iki tane buldum feci pahalıydı.. Tchibo yurt dışında benim yaptığımın çok daha derli toplusunu satışa sundu ama nedense Türkiye'ye getirmedi, tabii bir kere aklıma koydum ya, baktım olacak gibi değil oturdum kendim yaptım..

Internette biraz aratınca şablonları buldum.. Benim doğru dürüst maket bıçağım falan olmadığı için kartonları kesmek biraz zor oldu ama yine de bence ortaya çok hoş bir şey çıktı.. Sizde bir geyik kafası isterseniz şablonlara burada ulaşabilirsiniz..



We have two new animal figures at home.. First one is a beautifully carved and painted fish from Mr. Murat Bildirici.. He is a very talented artist and we feel very lucky to give a home to his lovely fish.. Thank you very much for this very nice gift sir...

Second one is a paper deer head made by me.. As I dont have the appropriate paper cutting tools it took me a while to finish it, but I think it turned out quite well.. I found the free templates from here..


Şu sıralar bol bol kırmızılansak da, daha tam şöyle yılbaşı havasına giremedim.. Ama geyiğim, balığım ve biz, yani Sahildeki Ev'in iki ayaklıları ve dört ayaklıları biraz daha süslenmeye hazırız...

Şimdiden hepinize harika bir haftasonu diliyorum..





Saturday, November 29, 2014

Tanıştırayım: Tomatillo olur kendileri..


Burada bizim gibi yaz kış yaşayan bir ressam komşumuz var.. Bize çok yakın olan evlerinin dışında bahçe içinde, kocaman bir meşe ağacının altında çok güzel bir atölyeleri de var. İşte o bahçede aklınıza ne geliyorsa yetiştiriyorlar.. Baktım geçen gün ,geçerken altın çileğe benzer koca bir tabak yeni bir mahsul bıraktılar.. Tomatillo imiş adı.. Ne yapacağım ben bunla dedim, çok güzel salsa sosu olur dediler..


Salsa yapmışlığım varsa da, salsa sosu yapmışlığım hiç yoktur.. Sağ olsun google hemen önüme bir dolu salsa sosu tarifi verdi. Aklıma ilk yatanı yaptım bu yeşil domatese hem benzeyen hemde hiç benzemeyen ufaklıklardan.. Nasıl nefis bir şey çıktı ortaya anlatamam.. İlk yaptığım gün şansa evde patates salatası vardı.. Bol bol ekledik üzerine, 40 yıllık patates salatası bambaşka bir şey oldu çıktı..

Bizde bulunması zor olduğu için uzun uzun tarifini yazmayacağım ama olurda günün birinde rastlarsanız, ya da bahçenizde yetiştirmeye kalkarsanız, green salsa sauce diye aratıverin internette..


Cumartesi günleri Datça'ya taşındığımızdan beri bizim için öğleyin bira, akşam da tavuk kanatı gecesidir.. Öğleye doğru Datça'ya iner, pazara gider, sonrada markete uğrar haftalık alışverişimizi yaparız.. Eve gelip alışverişi yerleştirdikten sonra biraz nachos yaparım, yanında buz gibi bira ile keyif yaparız.. Bugün nachos yapmadım kalan son salsa sosumu kullandım.. Biraz sulu olduğu için olgun bir avokado ekledim, nefis bir dip sos oluverdi..  


Couple days ago, one of our neighbours brought us a big plate of tomatillos.. This is the first time I am seeing them in Turkey, so after some google search, I made green salsa sauce with them.. We really loved the outcome, it was just delicious.. Especially we loved adding it to potato salad..

And today I made some dipping sauce by adding a ripe avocado to the mixture.. On a hot winter day it went so well with a glass of cold beer..



Thursday, November 20, 2014

Bir değil, iki meselem var.../ Felt cushions

Size şu bir değil iki meselemi anlatmadan önce biraz gerilere gitmem lazım.. Ben fotoğraf çekmeye ve kendi evimde, kendi halimde feci acemice styling yapmaya çalışmaya iki yıl önce falan başladım.. Bu dönemde Avustralya'dan Kara Rosenlund ve Hollanda da çalışan Paulina Arcklin yaptıkları ile her daim rüyalarımı süsleyen iki kadın oldu... İkiside harika fotoğraf çekiyor, ikisinin de rüya gibi evleri var ve o rüya gibi evlerini yaptıkları çalışmalara yansıttıkları için, ortaya muhteşem şeyler çıkıyor.. İkisinin de şu ana kadar yayınladığı her fotoğrafı bıcık bıcık inceledim desem yeridir..

Bu ikiliden Paulina Arcklin'i kendime daha bir yakın hissederim.. Çünkü oda benim gibi beyaz sever, en olmaz denen şeyleri beyaza boyar, ve özellikle de Fas'tan harika otantik objeler toplar.. Hani bu yaştaki bana, çocuklara sordukları gibi büyüyünce ne olmak istersin deseler, hiç düşünmeden Paulina Arcklin derim... 


Yine bir gün Paulina Arcklin'in facebook sayfasında Mesele isimli bir firma için yeni yaptığı bir çalışmayı incelerken ve niye bizde böyle güzel şeyler yok diye hayıflanırken, yeni bir fotoğraf yayınlandı ve altında da Mesele'nin bir Türk firması olduğu yazmasın mı... Hani havalara uçtum desem yeridir...


O günden beri ürünlerini merakla takip ettiğim firmalar arasına katıldı Mesele.. Unutulmaya yüz tutan zanaatlarımızın, kültürel zenginliklerimiz yavaş yavaş onun aracılığı ile bize muhteşem bir dönüş yapmasını keyifle takip ettim.. Ama beni bilirsiniz tüm ürünler arasında yastıklar, özellikle de keçeden yapılanlar gönlümde ayrı bir yer tuttular.. 


Ve işte Sahildeki Ev, yeni balkonunda, yeni bir yıla, bir değil bu iki güzel Mesele yastık ile hazırlanmaya başladı.. Mesele'de semboller çok önemli.. Aldığınız her ürün bir sembol ile bağlantılı ve aslında o an hayatınızda neyi istiyorsanız, onu çekip alıyorsanız.. Benim seçimlerim ateş ve su elementleri oldu. Ateş hem burcumun elementi, hemde çok yakında gireceğim yeni bir yaş döneminde ateşin enerjisine her şeyden çok ihtiyacım var.. Su ise duyguların, dişiliğin ve sezgilerin sembolü..Hayatı akışına bırakmayı her daim bana hatırlatacak bir sembol..  



Bu arada piyasada şu tabaka tabaka satılan keçelerden yapılan ürünleri göre göre, gerçek keçeye dokunma keyfini ve onun o ipeksi halini unutmuşuz.. Bu yastıkları geleneksel ıslak keçe yöntemi ile üreten Mehmet Oğuz Koç'un Ankara Samanpazarı'nda bir keçe atölyesi varmış ve burada eğitimlerde veriyormuş.. Ankara da oturanların bilgisine.. Zamanında geleneksel yöntemlerle Ebru yapmayı öğrenmiştim, keçeyi de öğrenmeyi çok isterdim, deneyen olursa bizimle deneyimlerini paylaşmayı unutmasın lütfen..



Ve işte Sahildeki Ev bu güzel yastıklarla, yavaş yavaş kırmızılanmaya ve yılbaşı havasına girmeye başladı..Sevgili Selen Öztürk'e de bu zarif  jesti için buradan binlerce teşekkürler..

Mesele'nin sayfasına  buradan ulaşabilirsiniz..



Amsterdam based photographer Paulina Arcklin is definitely one of my favorite ladies.. I love her house and her style and I love how she reflects these to her commercial works.. Couple months ago, she worked with a new Turkish company Mesele who is giving a new life to traditional Turkish products and combining them with universal symbols..

So I started to decorate our house for the new year with two Mesele cushions..They are created using traditional felt production methods.. I chose the elements, water and fire symbol for the coming year.. 

You could see the products of Mesele from here...  





Monday, November 17, 2014

Sonbahar güzelleri.. / Autumn Colors..



Buraya da bir kaç kez yazdığımı hatırlıyorum.. ''İnsanlar plan yapar, Tanrı 'da onlara gülermiş'' çok sevdiğim bir laftır.. Hep tonlarca plan yapıp, gelen bir haberle hepsi alt üst olunca bunu hatırlar ve gülerim.. Geçtiğimiz Cuma günü de öyle oldu.. Sabah kalkınca kahvaltı ederken haftasonu için bir dolu plan yaptım, derken bir telefon geldi ve her şeyi unutup deli gibi uçak bileti aramaya başladım..

Uzun süredir, kanserden beter bir hastalıkla, aslanlar gibi mücadele eden sevgili eniştemin ölüm haberi geldi.. Cuma gece uçağı ile annem ve teyzemle İstanbul'a uçtuk.. 



Cumartesi günü neredeyse tamamen trafikte geçti desem yeridir.. Sabah Çekmeköy'den çıkıp, Ataköy camiine öğle namazına yetiştik.. Ardından Zincirlikuyu mezarlığına gidip, enişteme veda ettik, yeniden Ataköy'e gidip çok kısa bir taziye ziyaretinde bulunduk ve akşam saatlerinde tekrar Çekmeköy'e ulaştık.. Datça'da önümde üç tane araba olunca, hay Allah bugünde yolda trafik var diyen ben, artık İstanbul'daki trafik eziyetine diyecek yorum bulamadım.. Arabada İstanbul trafiği ile ilgili eski anılarımı anlatıp güldürdüm bizimkileri..

Fatih Sultan Mehmet köprüsünün çevre yolları ilk açıldığında, ben Üsküdar'da oturuyordum ve Bakırköy'e çalışmaya gidiyordum.. Eski püskü bir minibüs servis niyetine biz 3-5 bayanı getirir götürürdü.. Boğaz köprüsü yollarında fazla hızlı gidemiyorum, sizi işe yetiştiremem diyen servis şöförümüz, bir süre sonra yeni 2. köprü yollarını kullanmaya başladı.. Tüm yol boyunca bizden başka 3-5 araba görüyoruz  o kadar.. Bir kaç gün sonra, sabahları değil de, gece dönerken yolun  ıssız halinden korkup, dilekçe vermiştik, biz Boğaz köprüsü yolundan gitmek istiyoruz, korkuyoruz diye.. O günleri şimdi bir peri masalı gibi anlatmak, ne komik değil mi? 


Kış aylarında uçak seferleri iyice azaldığı için, Pazar sabah 6 uçağı ile de yeniden Dalaman'a uçtum.. Yağmurun çiselediği, kapkaranlık ve soğuk bir İstanbul sabahında bindim uçağa, pırıl pırıl, şıkır şıkır bir Dalaman sabahında indim.. Arabanın tüm camlarını sonuna kadar açıp, Gökova'ya giden yolda, mis gibi narenciye bahçelerinden gelen kokuları içime çektim, sabah kahvaltısı niyetine yol kenarında ki tezgahlardan koca bir bardak nar suyu içtim.. İyi ki geldik buralara dedim, Hastanede geçirdiği son 11 ay boyunca en büyük dileklerinden biri, biraz toparlanıp hiç olmazsa bir haftalığına Datça'ya gitmek isteyen eniştemi andım hep.. Etrafımda gördüklerim, duyduklarım, kokladıklarım huzur verdi bana ve yeniden evime ulaştım..


Evin uzun süren tadilatı nedeniyle olsa gerek, bu sonbahar fazla fotoğraf çekemedim.. Artık yılbaşı için evler yavaş yavaş süslenmeye başladı ama ben hala sonbahar dekorlarına, sonbahar fotoğraflarına doyamadım.. Bunlar son bir kaç günde, sabah yürüyüşlerinde eve bulup getirdiğim sonbahar güzelleri.. 



This past weekend I made a quick trip to İstanbul for the funeral of my uncle.. To tell you the truth, lately I am only going to İstanbul either for funerals or weddings. As always İstanbul's traffic was awful. We spent almost the entire day in the traffic to go the the mosque and then to the cemetary which are located in different parts of the city.. Maybe for the millionth time, I felt so lucky that we made the decision to move to Mediterranean coast where life is so much simple.

Due to the renovation of the house, I couldnt take any autumn photos this year.. I love this time of the year, I love the autumn colors and playing with them..I took these photos with the bits and pieces I gathered in my morning walks..



Tuesday, November 11, 2014

Haydi Balkona.../ Beautiful Day..


Dışarıda nasıl güzel bir hava var anlatamam size, hani yazdan kalma desem, öyle değil, bahar desem bahar değil, bambaşka bir şey.. Sabahtan beri sokaklardan içeri sokamıyorum kendimi.. Evde işler bekleye dursun, birazda fazla güneş gelmeden balkonun fotoğraflarını çekeyim dedim.. İki gündür yerleştik sayılır balkona, ve şu sıralar pek seviyoruz kendilerini, sabah, akşam burada oturuyoruz.. 

Daha öncede instagram hesabımda yazdım galiba, buraya hiç yeni eşya almadım.. Evin içindeki eşyalar oradan oraya taşındı durdu, ve ortaya böyle bir şey çıktı..

There is a beatiful day here, today.. I spent most of the morning outside, eventhough tons of house work waiting me inside.. Before the sun completely invades our verandah for the remainder of the day, I also managed to take couple photos after the renovation.. I did not buy any new furniture but played with the ones I already have.. I am really happy with the outcome..









Oradaki yeşil dolabı, hayal gücünüzü çalıştırarak lütfen hafif eskitilmiş ve beyaz görmeye çalışın.. En acil projelerimden biri o dolabı beyaza boyamak..

Just imagine the color of the green chest over there as white and a bit distressed.. That's my next project..





Bu arada balkonumuzun iki yeni kapısı da var. Hera kapısı ve Hestia kapısı... Kızların ikisi de çok mutsuz bu yeni düzenlemeden.. Sürekli kapı aç, kapı kapa, bize kapıcılık yaptırmaya çok alışmışlardı.. Anlayacağınız çok sıkı eğitim çalışmaları var şu sıralar Sahildeki Ev'de.. Hera ödül bisküvilerini falan çok anlamsız bulduğu için onun en büyük ödülü bir dilim sucuktur.. Şimdiye kadar neredeyse bir kangal sucuk bitirdik desem anlayın durumumuzu..

Now the girls are having their own doors in this new verandah.. To tell you the truth, they are not very happy with them, but some serious training is going on over here..