Sunday, March 1, 2015

Mart ayında neler yapmalı...


Kışın son demleri, baharın ilk sesleri..Ocak, Şubat derken Mart geliverdi bile.. Doğanında, bizimde kış uykusundan, kış miskinliğinden kurtulup yenilenmeye başlama zamanımız.. Neler yapmalı bu ayda, neleri atlamamalı..


  • Havanın iyi olduğu günler uzun uzun yürüyüşlere çıkmalı.. Yağmurda olsa fark etmez nede olsa şemsiyelerin ve plastik çizmelerin zamanı şimdi..
  • Doğanın her gün başka güzellikler sunmaya başladığı bu günlerde bol bol çiçekler, böcekler toplamalı, evi çiçek bahçesine çevirmeli..


  • Saksılara bol bol menekşeler, çuha çiçekleri ekmeli, balkonları, kapı önlerini, pencere kenarlarını şenlendirmeye başlamalı.. Hatta tomurcuklu daha açmamış olanlardan almalı, her gün acaba ne renk açacaklar diye meraklanmalı..
  • Ufak tefek bir şeyleri yenilemeli.. Mesela artık eskiyen, renkleri kaçan mutfak havlularını, kurulama bezlerini, şöyle renkli renkli bir şeylerle değiştirmeli.. Belki de yeni bir mascara mı almalı acaba?


  • Mart ayında Datça'nın sarı baharı başlar. Tüm yarımada mimozanın bir türü olan Kıbrıs akasyası ile dolar.. Bu sene kararlıyım, onlardan bir çelenk yapıp kapıya asmalı..
  • Havanın güneşli olduğu günler pencereleri, kapıları açıp içeriye tertemiz hava doldurmalı.. Yanına hafif birde müzik açmalı bol bol gündüz düşlerine dalmalı..
  • Mart'ın kapıdan baktıracağı, kazma kürek yaktıracağı günlerde mutlaka olacaktır.. İşte o günlerde bol bol şömine keyfi yapmalı, son sıcak şaraplar, kestane kebaplarla kışı uğurlamalı..


  • Kalöriferli evde yaşayanlar bilmezler ama yine soğuk gecelerde elektrikli battaniye ile son aşk saatlerini yaşamalı, dışarısı buz gibiyken sıcacık yatakta uykuya dalmanın keyfini çıkartmalı..
  • Kalın yünlü giysileri yavaştan yavaştan kaldırmalı, giyilmeyenleri vermeli, dolaplarda yer açmalı..
  • Hafiften bahçelere çıkmalı, çiçekleri budamalı.. Güneşli günlerde mis gibi havayı içine çeke çeke bahçede, balkonda çalışılmalı..


  • Pazardan bol bol enginar almalı.. Önce bir vazoda tabakta sergileyip, göz zevki almalı., Sonra haşlayıp, yapraklarını limonlu zeytinyağa batırıp keyif yapmalı..
  • 21 Mart'ta gündüzle gecenin eşitlenmesini, baharın gelmesini şöyle çiçeklerle, mumlarla süslenmiş bir masada, keyifli bir akşam yemeği ile kutlamalı. Hatta hava güzelse Sevgiliye mangal yaktırmalı..
  • Yağmurlu günler, erkenden yatılan geceler için kitaplar ayarlamalı. Bir tanesi mutlaka Yaşar Kemal'den olmalı.. Doyumsuz cümlelerini sindire sindire okuyup, büyük ustaya hayatımızı zenginleştiren tüm kitapları için teşekkür etmeli..



Benden ilk aklıma gelen Mart ayı keyifleri bunlar.. Hadi birde siz neler yapmayı planlıyorsunuz onları dinlemek isterim.. Bu arada bu yazımda kullandığım tüm fotoğrafları geçen yıl Mart ayında çekmiştim.. Ayrıca yine 2014 Mart'ın da yazdığım kimi yazılara bakmak isterseniz..

  • Datça'nın sarı mevsimi.. Burada..
  • Yaratıcılığı sürdürmek için 33 yol.. Burada
  • Menekşeli Yastıklar.. Burada..
  • Sürpriz mantarlı salata.. Burada
  • Keyifli bir bahar sofrası.. Burada

Tuesday, February 24, 2015

Blog yazmak üzerine..


Hadi size küçük bir itiraf... Bloğum benim için etrafımdaki küçük şeylere dikkat etmemi, küçük dokunuşlarla farklılıklar yaratmamı, hayatımı küçük küçük keyifli anlara bölmemi sürekli hatırlatan bir şey.. Mesela bugün.. Hava şıpır şıpır sürekli yağıyor, bulutlar griden gri beğen hallerinde... Kasvetli sıkıcı bir gün işte.. 




Hiç canım istemese de, yağmurluğumu ve çizmelerimi giydim Hera'nın hatırına kısa bir yürüyüş yaptım.. Yandaki tarlanın kenarında bu yeşil bitkileri gördüm.. Hep renkli çiçekli bitkiler topluyorum ama bunlarda çok farklı geldi bana.. O sırada Hera her zaman olduğu gibi arsada otlamakta olan inekleri, boğaları havlayarak taciz ettiği için, birisi bizi kovaladı.. Bizi derken aslında Hera'yı kovalıyorlar ama o fırt diye kaçtığı için en büyük heyecanı ben yaşıyorum..Sabah yürüyüşü, sabah koşusuna dönüveriyor bazen anlayacağınız..



Hafiften yorulmuş, biraz ıslanmış halde eve dönünce çayın altını yaktım.. O ısınana kadar, çiçeklerimi yerleştireyim dedim.. Annemden aldığım eski kavanozlardan birinde çok güzel durdular, kavanozun kenarına da biraz dantel parçası tam oldu.. Aslında hiç niyetim olmasa da, ah bunu bloğa fotoğraflamalıyım dedim..


Kuru kuru çiçek olacak değil ya, hadi gel çaylarımızı balkonda içelim, biraz keyif yapalım dedim Sevgiliye.. Madem keyif yapacağız şöyle güzel bir şeylerde içmek lazımdı çayı..Anne çay takımı çıktı, bahçeden mis gibi bir iki limon koparıldı ve işte blog için fotoğraf çekeyim derken, bizim sıkıcı gri günümüz aydınlanıverdi.. Seviyorum bloğumu...




I love noticing little things in my life.. Love making small touches and love creating happy moments.. And to tell you the truth, my blog is giving me such a big reminder for me to do all these.. 

Like today.. It was a rainy and gray day here.. Although I didnt feel like it, I took a short walk with our dog Hera.. Noticed these green plants at a nearby field.. They were rather different and I picked a bunch.. 

A bit wet and tired , I decided to have some tea.. After putting the green plants on an old jar, I felt like taking some photos.. So I created this small tea party for me and hubby at the balcony.. Thanks to my blog, we created  some special and bright moments on a dark and boring day.. I love my blog..    



Wednesday, February 18, 2015

İstanbul'da kar bizde bir telaş bir telaş..



Bir kaç gündür aslında bahar iyiden iyiye kendini göstermeye başlamıştı bizim buralarda.. Bende dışarıdaki çiçeklerle ilgili plan program yapmaya başlamıştım.. Yaza tam formunda olmaları için kimi çiçekleri şimdiden dikmem lazım.. Ama dün akşam üzeri İstanbul'dan kar haberleri gelmeye başladı ya, bende hemen bir telaş bir telaş kış programına döndüm yine.. Kaç zamandır örmek istediğim bir yastık vardı, yünlerimi çıkardım hemen ona başladım.. Yastık dedim ama bu soğuklar sürerse ben onu battaniyeye bile çevirebilirim..Bir tarafta da çayım ve kitabım.. Sıkıldıkça oradan oraya atlıyıp duruyorum..




Dışarı çıkmaya ise hiç niyetim yok.. Biraz evvel çöp atmaya çıktım, iliklerime kadar donup geldim.. Balkonda güneşin altında keyfimiz yerinde, hatta teknoloji sağ olsun İstanbul kar manzaramız bile var.. Sevgili trafik kameralarından İstanbul'un çeşitli yerlerinde yağan karı an be an izliyor.. Bir ara da kalkıp akşama yiyecek bir şeyler ayarlayabilirsem, bugün bu koltuktan hiç kalkmam ben artık..



For the last couple days, I was seeing the signs of spring everywhere.. But with the news of heavy snow almost everywhere in Turkey, we did not see the snow but felt the cold immediately.. 

With the signs of the spring, I actually planned to work in the garden but freezing weather is keeping us inside today..So back to some winter programs like crocheting and drinking tons of hot tea.. I started to knit a cushion but who knows if the winter insist on staying, I might change it to a blanket..







Sunday, February 15, 2015

Son sıralar....

Hep blog yazmayı, spor yapmaya benzetirim. Bir kez ara verdiniz mi, tekrar başlaması çok ama çok zor oluyor.. Hem verdiğim arayı kapamak, hemde işe bir yerlerden tekrar başlamak için,işte son sıralarda ben.... 



  • Tunus'a kısa bir tatile gittik.. Her yeni ülke beni bir şekilde heyecanlandırmıştır ama Tunus öyle olmadı.. Çok seyahat etmenin, kötü bir yan etkisi mi bilmiyorum ama bir iki şey hariç beni şaşırtan, mutlu eden an'lar olmadı.. Orada çektiğim fotoğraflardan bir yazı hazırlamayı düşünüyorum ama o taraflara gitmeye niyetiniz varsa kesin Fas derim.. Tunus'a belki bir kaç yıl daha zaman vermek lazım..
  • Tunus'tan döndüğümüz akşam  köpeğimiz Hera'nın  kaybolduğunu öğrendik.. İnsan bu tüylü çocuklara kalbinin ve evinin kapısını açınca, bir gün seni deliler gibi üzerek gideceklerini biliyor ama ben bu kadar kısa olabileceğine hiç hazırlamamışım kendimi.. Sevgili ile gece gündüz, yağmur çamur demeden 3 gün boyunca onu aradık.. Dirisini bulamayınca ölüsünü aradık, ilanlar astık ama galiba en çokta birbirimize fazla göstermemeye çalışarak gizli gizli ağladık.. Allaha şükür sapasağlam bulundu sonunda.. Yandaki bir sitenin üçünü katta inşaat halindeki bir dairesine girmiş. İçerde de bir şekilde bir oda kapısı üzerine kapanmış. Sokak kapısı açık olunca da bizde dahil hiç kimse oraya çıkıp onu aramamış.. Çok susuz kalmıştı, çok uykusuzdu ama şimdi harika, yine sokaklarda koşturup oynuyor...  




  • Seyahat yorgunluğu, üzerine Hera stresi, son yıllarda hiç hastalanmadığım kadar ağır hasta oldum.. Yüksek ateş, öksürük ve bilumum aksesuarları.. Hala bir türlü iyileşemiyorum..
  • Ve malum ülkenin gündemi.. Gencecik bir kız inanılmaz bir vahşete uğruyor ve ben kimi insanların bu konudaki yazdıklarını okuyunca insanlığımdan utanıyorum.. Herkes her şeyi ne kadar çok biliyor ve tek doğru onların doğrusu değil mi? Hayatımın hiç bir döneminde bu kadar çok ''iyi ki çocuğum olmamış'' dememiştim.. Benim açımdan ne yazık ki ülkemin geldiği durum budur..
  • Bahar ara ara kendini gösterse de bu yıl kış ve soğuk yordu beni.. Güneşe, dışarılarda geçirdiğim uzun uzun zamanlara hasret kaldım..Çok özledim baharları.. 
Ay ne karamsar bir yazı oldu bu böyle.. Artık bitirmeliyim.. Beni merak etmeyin bu sıralar biraz karalardayım ama beni bilirsiniz çiçeklerim, böceklerim derken hemen yine şıkır şıkır oluveririm.. Yine bir dolu güzel fotoğraflar ve projelerle çok yakında yine buralardayım..



Lately,

  • We returned from our trip from Tunisia.. I always love travelling but this time I couldnt find the pleasure that I always find.. Maybe its Tunisia, maybe it was me.. But if you are planning to travel to that region, definitely try Morocco first..
  • On our return we found out that our dog Hera went missing.. We looked for her for 3 days.. I painfully thought that 5 years were what we had.. But fortunately we found her stucked on an empty third floor apartment.. Thank God that she is unharmed and healthy..
  • High fever and terrble coughing are highlighting my recent days... Its been such a long time that I felt this much ill..
But anyhow, I will be back with new projects and happy photos very soon..

Sunday, January 25, 2015

Bol bol gül ve mobilya nasıl boyanır?..

Son dönemde mobilya boyama konusuna çok soru almaya başladım. Bloğumda, ve Sahildeki Ev'in  instagram ve facebook' sayfalarında mutlaka bana sorulan her soruya cevap vermeye çalışsam da biliyorum ki bazen atladıklarım oluyor..Bazen de çok fazla kendimi tekrar etmek zorunda kalıyorum, onun için bana mobilya boyama konusunda en çok sorulan sorulardan bir derleme yapmaya çalışacağım bu yazımda.. Konu mankenleri ise bahçeden topladığım kış gülleri ve son boyadığım dolap.. Ayrıca bu konu çok merak edilen bir konu olduğu için sizlerde hem sorularla, hemde deneyimlerinizle bu yazıya destek olursanız çok sevinirim..Sürekli birbirimizden bir şeyler öğreniyoruz ve öğrendikçe de bu yazıyı mümkün olduğunca geliştirmek istiyorum..Bloglarınızda detaylı anlattığınız mobilya ya da farklı yüzey boyama projelerinize de bu yazıda link vermek istiyorum..

In this post I tried to answer some questions that I have been asked about painting furnitures..As I am obtaining all my products locally, I will not go to details in English.. But I have to tell you that its such a fun and cheap way to give a totally new look to your home.. If you are bored with your old furniture, such be brave and learn some basic skills and products, than spending a fortune to new furniture as well as for a professional paint job..



İlk tavsiyem mobilyalarınızı boyamaktan korkmayın.. Bir zamanlar tonla para verip almış olabilirsiniz ama zamanla zevklerimiz ve tercihlerimiz çok değişiyor, ya da yaşam biçimimiz değişiyor.. Mesela biz.. Tüm mobilyalarımız İstanbul'da yaşadığımız apartman dairesine ve o zaman yaşadığımız hayata çok uyuyordu. Koyu renktiler, daha bir klasiğe yakındılar.. Sonra Datça'ya taşındık, evimizin önünde dalgalanıp duran masmavi Akdeniz, tepede şıkır şıkır parlayan sarı güneş.. Sonuç bizim İstanbul mobilyaları uymadı bu işe.. İlk iş koltukları değiştirmektense, mis gibi beyaz kılıflar diktirdim burada bir ustaya.. Sonra sıra mobilyalara geldi.. Tonla para verip yenilerini almaktansa, ya da  yine tonla para verip bir ustaya boyatmaktansa bu işe kendim soyunmaya karar verdim..

Sonuçta bu işi öğrenmem lazımdı ve şansıma bu konuda Datça'da ahşap boyama kursları düzenleyen çok yetenekli bir hanım vardı.. Ruth'la ilk konuştuğumuzda, tamam tepsiydi, kutuydu falan onları da  boyarım ama ben asıl mobilya boyamak istiyorum dedim.. O da tamam dedi, ve beraber çalıştığımız süre içinde bana pek çok şey öğretti..      



İlk öğrendiğim şey doğru bir astar boya ile aklınıza gelebilecek her türlü yüzeyin boyanabileceği oldu.. Kaplama, metal, ahşap, hasır aklınıza ne gelirse.. Normalde bir mobilyayı boyayacağınız zaman, önce çok sıkı bir zımpara işlemi yapmalısınız, bu işlem sizi hayatınızdan bezdirse de, yeni boyanın yüzeyi tutması, yada yüzeye yapışması için mutlaka gerekli..İşte iyi bir astar boya bu zor süreci atlamanıza yarıyor.. Aslında piyasa da pek çok astar boya var ve eminim bazılarıda çok iyi iş görecektir ama ben ilk günden beri Ruth'un kendi sattığı astar boyayı kullandım ve tek kelime ile harika sonuç aldığım için, biraz fiyatlı da olsa başka bir astar boya arayışına girmedim.. Bana en çok sorulan soru bu astar boyanın ne olduğu.. 

Ruth bu boyayı kendi dükkanında satıyor ve dilerseniz sitesinde spesyal astar adı altında bulabilir ve sipariş verebilirsiniz..


Ben  hemen hemen tüm boyama işlemlerimde evde daha rahat çalışabildiğim için sentetik boyalar yerine su bazlı boyalarla çalışmayı seviyorum.. Hem sonrasında fırçaların falan temizliği çok rahat oluyor hemde tinerle  ve onun hem beni hemde evdeki hayvanları çok rahatsız eden kokusuyla uğraşmak durumunda kalmıyorum..  Su bazlı boyalarda Jotun ve Cuprinol Woodart markalarını kullandım ve her ikisinde de bir sorun yaşamadım..Ama burada fotoğrafını gördüğünüz son dolap boyamamda ilk kez sentetik boya kullandım.. DYO, Dyomat mat dekorasyon boyası.. Tutuculuğu çok iyi ve genel olarak söylenen sentetik boyaların, su bazlı boyalara göre daha dayanıklı olduğu iddası da doğru gibi.. Ama ben bundan sonra yine de su bazlı boyalarla çalışmaya devam edeceğim.. 


Bir diğer önerim, benim gibi bu boya işlerinde acemi biriyseniz, özellikle mobilya boyarken mümkün olan her yerde fırça yerine rulo fırça kullanmanız.. Rulo ile pürüzsüz  ve boyanın eşit yayıldığı bir yüzeyi çok rahatlıkla elde edebilirsiniz..

Benim boyama işlerindeki bir şansımda kişisel zevkimden geliyor.. Ben eskitme yapılmış mobilyaları çok seviyorum ve çeşitli tekniklerle de boyadığım mobilyalara eskitme yapıyorum.. İşte bu eskitme yaptığımdan dolayıdır ki, boyarken yaptığım kimi hatalar çok ortaya çıkmıyor, ya da çok bariz bir şey varsa orayı eskitiveriyorum.. Eskitme işlemini de bir anda değil yavaş yavaş yapıyorum.. Mesela bu dolap için her hafta tam temizlik öncesi zımpara kağıdını elime alıyorum ve karşılıklı bakışmaya başlıyoruz.. Biraz orasına, biraz burasına bir şeyler yapıp bırakıyorum.. İlk anda çok fazla yaparsanız, deneyimle sabittir sonra hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz.. Ne zaman bittiğine karar verirsem, ki bu benim durumumda bazen altı ayı da bulabilir, o zaman vernik işine giriyorum..


Vernik olarak ben Datça'da çok fazla malzemeye ulaşma şansım olmadığı için yine  Ruth un dükkanında sattığı mat vernikleri kullanıyorum ama bu konuda deneyip mutlu olduğunuz vernik varsa mutlaka duymak isterim.. Vernik sürerken dikkat etmeniz gereken konu ise hiç acele etmeyip, iyi ve yumuşak bir fırça ile ince bir kat sürmeniz ve mümkün olduğunca aynı yerin üzerinden vernik daha kurumadan tekrar geçmemeniz. Atladığınız yer varsa ikinci ya da gerekiyorsa üçüncü katta halledersiniz..

Son olarak şunu eklemek isterim ki her ne boyamak istiyorsanız sorduğuz on boyacıdan sekizi mutlaka olmaz diyecektir ama asla soru sormaktan yılmayın.. Biz her İstanbula gittiğimizde yapı marketlerde neredeyse bir gün harcıyoruz.. Hepsi öylemi bilmiyorum ama ben Koçtaş Kartal boya departmanından çok şey öğrendim.. Onlar sayesinde koyu kahverengi Amerikan kapılarımızı beyaza boyadık ( Bu konuyu blogda yazmadım ama Amerikan kapı boyası diye bir boya çeşidi var, astar mastar hiç bir şey istemiyor, iki katta kapılarınızın rengini değiştirebiliyorsunuz..) Ve yine onlar sayesinde bu yazımda anlattığım gibi koyu mavi mutfak seramiklerini. bembeyaz yapıverdik.. 
Son olarakta bu yaz sonu balkonun rabıtalarını yaptırırken ustamız ısrarlı sorularıma dayanamadı ve bana bir boya markası verdi.. Astarı içindeymiş.. Hakikaten bizim boyadığı zeminler bir harika oldu ama tabii onlar boyasız ham ahşaptı.. Bir de boyalı zemin üzerinde denemek istiyorum bakalım nasıl olacak..Sonuçları tabiki sizlerle paylaşırım....

İlk anda aklıma gelenler şimdilik bunlar.. Yukarıda da yazdığım gibi bu yazıyı sizlerden gelen sorularla, ya da boyama deneyimlerinizle mümkün oldukça güncellemek istiyorum.. Umarım karşılıklı daha çok şey öğrenebiliriz.. Yine yazdığım gibi ufak tefek aksesuar boyamak değil de, yaptığınız daha büyük boyama işlerine dilerseniz ve bana yazarsanız bu yazının sonunda link vermek istiyorum..

Şimdiden herkese harika bir hafta diliyorum.. 




BLOGGER'lar dan boya tavsiyeleri...


  • Bence etraftaki en başarılı DİY projelerinden çoğuna imzasını atan isimlerden biri Ersin.. If you want to be isimli bloğunda süper yenileme projeleri yapıyor.. Ersin'in kullandığı boya su bazlı Polisan Matrix X1 ve  vernik olarak Polisan mat sprey vernik.. Ersin'in çalışmalarını bildiğim için bende bu ürünleri gözüm kapalı kullanabilirim..


Tuesday, January 20, 2015

C vitamini lazım...

Kışın yaz aylarında yaptığım, bol bol taze ot içeren kahvaltıları özlüyorum.. Ama kış aylarında da Allahtan bilumum narenciye var etrafta.. Ne var ne yok karıştır hepsinin taze taze sıkılmış suyunu mis gibi iç... Yarım nar, yarım greyfurt, iki de portakal..Al sana C vitamini dopingi..

During winter I miss my summer breakfasts where various herbs and greens are the main ingrediants.. But winters are the times of citrus fruits.. I love mixing a bunch of their freshly squeezed juices for breakfast.. Half a pomagranate, half a grapefruit and two oranges are more than enough for the daily vitamin c...




Bazende sadece greyfurt yiyorum.. Tadı çok ekşi olursa, geçen bahar hazırladığım lavantalı şekerler imdada yetişiyor. Yakışıyor ikisinin kokusu da, tadı da birbirine... Her mevsimi mevsiminde yaşamalı, ve hiç bir mevsim güzelinden de mahrum etmemeli insan kendini değil mi?

Sometimes I just love eating a grapefruit.. If they are rather sour, I springle some lavender infused sugar which I made last spring.. Lavender and grapefruit; such a great combination of tastes and smells...





Friday, January 16, 2015

Ölçü kaplarında sevgi..



Sanki çok pasta börek yaparmışım gibi dizi dizi ölçü kabı almışım kendime.. Daha halbuki şunun şurasında beş yıl önceye kadar mini mini bir mikrodalga hariç fırınım bile yoktu.. Beni bilirsiniz, onu bunu vazo, şunu bunu bardak olarak kullanmaya bayılırım, e tabii bunlarda bugün mumluk oldular.. Zaten yazık değil mi bu güzellerin pişirmeden pişirmeye ortalıklara çıkmasına, dolap köşelerinde beklemelerine.. Sizde bir bakın bakın bakalım dolaplarınıza, farklı farklı kullanabileceğiniz neler bulacaksınız.. Ben seviyorum evde ufak tefek değişiklikler yapmak için dolap arkalarında dolanmayı..



I love using various objects other than their intended purposes.. Most of my vases are either empty cans or jars as well as some of my favorite glasses.. Lately I am in love with my new measuring cups.. But why wait to use these lovelies from baking to baking.. So in order to see them everyday, now they become my new candle holders..

How about you? Do you love using some objects other than their original purposes?