Tuesday, July 12, 2016

DİY ahşap tepsi

Yapımında en ufak bir katkım bulunmasa da, son dönem Sahildeki Ev'de yaptığımız kendin yap projelerinden en sevdiğim kesinlikle bu tepsi oldu diyebilirim.. Bir kere en önemli ve en sevdiğim özelliği üzerindeki vidalar hariç kullanılan diğer malzemelerin hepsinin çöpe atılmış malzemeler olması..Aslında başta da yazdığım gibi yapım aşamasında elim eline değmedi ama bu fikir çok uzun zamandır kafamdaydı..


2 yıl önce evdeki pergoleleri yenilerken atılan eskiler arasından çok güzel düzgün ahşap parçalar bulmuştum.. Çerçeve ya da bu tarz bir tepsi yapmak için hala saklıyorum onları... Ama tabii bizdeki tembellik de efsanevi olduğundan bir türlü hayata geçememişti bu projeler.. Sonra bu ilkbaharda bizim Emrah Usta bana bu tepsinin ahşaplarını getirdi.. Emrah bilir benim eskileri ne kadar sevdiğimi ve ne zaman eline tadilat yaptığı evlerde atılan eşyalar arasından bir şey bulsa gelir gösterir.. Bunlarda 7-8 parça farklı büyüklükte eski kapı ve pencere kenarlarından sökülmüş parçaydılar.. Daha önce ben bunları bilemedim yaktım ama bunlar kestane ağacıymış çok güzel dokusu var sen bunları istermisin diye bana getirdi.. Çok güzel tepsi olur bunlardan diye aldım hemen tabii.. 


Tabii o parçaların önce yapıştırılıp, sonra da planyadan geçirilmesi için bir marangoza götürülmesi gerekiyordu.. Bu işleri yapması gereken Sevgili de bizim o meşhur tembelliğin pençesinde olunca aradan bir iki ay geçti.. Sonra bir gün Emrah ne yaptınız onları abla diye sorunca, gerçeklerde ortaya çıktı.. Tabii Emrah aldı onları hemen marangoza götürdü, ertesi günde iki tane böyle harika dokulu ahşap plaka yapıp getirdi .. Ben tabii ilk hallerini fotoğraflamayı unuttuğum için şimdi tam göremiyorsunuz ama bu plaka dört ayrı ince uzun parçanın yapıştırılmasından oluşuyor..


Tepsinin kulpları için istediğim deriler ise Datça'da sandalet yapan bir ustanın atık parçaları arasından bulundu.. Ben aslında onu da eski ve yıpranmış bir kemerden yapmayı hayal etmiştim ama bulamayınca böyle oldu ama yine de çok şık oldu bence.. Sonra bayramda gelen kardeşimle sevgili deri kulpları vidalar vasıtasıyla tepsiye tutturdular.. Tepsinin biri bizim oldu, diğeride İstanbul'a kardeşimlere gitti.. İşte size hem tepsi hemde sunum tahtası olarak kullanabileceğiniz tamamen hurda malzemelerden yapılmış tepsimizin hikayesi.. Kendisini çok ama çok seviyoruz bu sıralar..





Thursday, July 7, 2016

Şekersiz lezzetler..(portakallı çikolata)


Geçen yıl sonuna doğru 1,5-2 ay kadar rafine şekeri hayatımdan çıkardığım bir dönem olmuştu.. Yanlış hatırlamıyorsam daha önce yazmıştım.. Çok hasta olduğum, canımın zaten hiç bir şey yemek istemediği bir dönemde başlamıştım bu şekersiz günlere.. Dolayısıyla herkesin çok zor geçiyor dediği o ilk günleri daha kolay atlatmıştım.. Sonrası ise biraz alışkanlıkları kırmak, biraz da alışveriş yaparken daha dikkatli olunca oldukça kolay gelmişti..Ancak Aralık ayında bir Roma seyahati yapınca, İtalyan pastahanelerinin ürünlerini yemeden dönememiş ve yeniden şekerli günlere başlamıştım.. Ancak hala o dönemde kazandığım alışkanlıklar olsa gerek, o zamandan beri eskiye göre çok çok az şeker tüketiyorum..


Pek çok yerde tarifi verilen hurmalı topları da ilk kez o dönem denemiştim.. Sonrasında bir kaç kez yaptım ve oldukça kalorili olsa da, aniden bastıran şeker krizlerine kesinlikle çok iyi bir çözüm olduğunu söylemeliyim.. Tarifini pek çok yerde bulabilirsiniz ama ben her zaman olduğu gibi göz kararı yapıyorum.. Burada da 15 -20 adet hurmayı bir gece önceden suda beklettim ve ertesi gün fındık, ceviz ve bademlerle birlikte 2 çorba kaşığı kakaoyu rondo da hurmalarla karıştırdım. Sonra da top top yapıp hindistan cevizine buladım.. Ancak bu sefer biri tesadüfen, biri bilerek iki farklı malzeme daha kullandım..



 Daha önce yaptığım klasik tarif çok güzel olsa da o çok özlediğim çikolata tadını vermiyordu ne yazık ki ancak bu kez biraz tesadüf eseri çikolata tadına ciddi anlamda yaklaştım.. Öncelikle ben bunları yaparken evde kakaonun bitmiş olduğunu fark ettim. O sırada Datça'da olan eşimde benim daha önce hiç kullanmadığım Migros marka kakao alıp gelmiş.. Her zaman öyle mi çıkıyor bilmiyorum ama bu kakao çok leziz ve zengin bir siyah çikolata tadı verdi.. Bu arada portakallı çikolata benim her halde en sevdiğim lezzetlerden biridir.. İşte yukarıda tarifini verdiğim karışıma biraz portakal kabuğu rendesi, çok az da taze sıkılmış portakal suyu ekleyince oldu size süper bir portakallı çikolata.. Bir tek kötü tarafı var, eski tariften bir tane yesem tatlı ihtiyacımı kesiyordu ama bunu sürekli yiyesim var.. Onun için aman dikkat..

İkram etmeden önce bir kaç saat buzdolabında bekletmenizi de tavsiye ederim..

Keyifle, huzurla, sevdiklerinizle geçsin bayramın bu son günü..


Friday, July 1, 2016

Balık tutuyoruz biz...

Yaz gelince kafamda kırk tilki gibi kendin yap projeleri dönüp dursa da, sıcaklar beni çok tembelleştiriyor ve hepsi proje bazında rafa kalkıyor.. Ama bu çok eğlenceli ve yapımı çok kolay bir şey oldu... Bizim tüylü çocukların da çok hoşuna gitti..


Burada bizim Ares'in olta ile yakalamaya çalıştığı balıklar aslında duvar için yapılmış sticker yani çıkartmalar.. Ben daha önce bu çıkartmaları bir dolap üzerinde uygulamıştım ve yapıştırırken dikkat edilecek noktaları o yazımda belirtmiştim.. Dileyenler buradan ulaşabilirler.. Burada biz balıklarımızı balkonumuza yapıştırdık.. Sizde ayaklarınızın altında balıklar dolaşsın istiyorsanız kolaylıkla uygulayabilirsiniz bu projeyi..

Şimdiden biz Sahildeki Ev ahalisi iyi bayramlar ve iyi tatiller dileriz..




Monday, June 27, 2016

Sıcak yaz..

Bu yıl ne kadar hızlı ve erken bastırdı yaz sıcakları değil mi? Bir iki gün öce bir yıl önce instagrama koyduğum fotoğraflara bakıyordum.. Tam bu dönemler için yaz bir türlü gelmek bilmiyor, deniz de sanki Aralık ayında girdiğim denizlere benziyor diye yazmışım.. Hatta soğuktan 10 gün denize girmediğim zaman olmuş ki ben deniz keyiflerimi sağlığım yerinde oldukça hiç aksatmam..



Tabii Haziran'da aniden bastıran Ağustos sıcakları bizi topyekün pestil gibi yere serdi.. Evle falan hiç ilgilenemedim, hiç doğru dürüst fotoğrafta çekemedim.. Hatta bazı günler o kadar sıcakti ki, yemek yapmayı bırakın, sofra bile kuramadım.. Datça'ya inip ayak üstü bir şeyler atıştırdık hep..Ama bugün hava biraz serinleyip, rüzgarda püfür püfür esmeye başlayınca ilk iş önce evi toparladım.. Şİmdi de akşam için dışarıya güzel bir sofra kurdum.. Gece olup mumlarımızı, fenerlerimizi yaktığımızda çok hoş bir atmosfer oluyor bu balkonda.. Fazla rüzgar olmadığı bir gün söz sizler içinde fotoğraflarım..


Bu ne biçim sofra sadece meyve var demeyin.. Bu buram buram yaz sofrası.. Önden bir börek gelecek sonrada iş bitecek :))  Mutlu akşamlar bizden size...


Aslında bu akşam annem gelecek yemeğe ama  şeref konuğumuz Hestia şimdiden oturmuş bile.. Neyse onu ağırlamak çok kolay Hera ve Ares'in aksine o kendi mamasından başka hiç bir şey yemez..


Thursday, June 16, 2016

Dekoraman







Dekorasyon üzerine harika yayınlar yapan Dekoraman sitesi ile geçen hafta çok keyifli bir röportaj yaptık... Dileyenler aşağıdaki linkten ulaşabilirler..

Keyifle geçsin bu gününüz..


http://www.dekoraman.com/yazarlar/bir-sahilbir-evilham-kaynagi-bir-sosyal-medya-hesabi

Monday, June 6, 2016

Artık yaz geldi...

Artık ara mevsimler çok hızlı geçer oldu değil mi? Eskiden bütün kış yorgan kullandıktan sonra, havalar ısınmaya başlayınca uzunca bir süre de pike ve kalın bir battaniye ile idare ederdik.. Ama bu yıl battaniyeyi ortaya çıkarmamla kaldırmam bir oldu sanki.. Havalar aniden ısınınca bizde birden pikelere geçtik tabii..Yaz geldi artık anlayacağınız buralara..


Yazla birlikte artık açık balkonda da uzun uzun zaman geçirmeye, neredeyse tüm zamanımızı orada geçirmeye başladık.. Bu yıl oranın çiçeklerine, begonvillerine daha çok önem vermeye başladık.. Begonviller biraz daha büyüsün, söz size oradan çok güzel fotoğraflar yayınlayacağım..


Tabii havalar ısınınca benim kafamdaki bütün projeler de, hatta yarım olanlar bile önümüzdeki kışa kaldı gibi..Yaz ayları ile o kadar tembelleşiyorum ki anlatamam.. Yazı hem çok seviyorum, hemde sıcaklar sanki tüm enerjimi alıyormuş gibi geliyor.. Onun için ne yapacaksam sabah serin saatlerde yapmaya çalışıyorum, öğleden sonraları ise elimde bir kitap oradan oraya devrilip tatlı şekerlemeler yapmakla geçiyor..


Sahildeki Ev'in tüm ahalisinden mutlu yazlar ve hayırlı ramazanlar...



Wednesday, May 18, 2016

Papatyalı sofra


Bu gün biraz rahatsızım.. Sabahtan beri bir elimde kitap, bir elimde ipad yatağın içinde dönüp duruyorum.. Ara ara Ares de ziyaretime gelip sevdiriyor kendini.. Snap ten de arada bir bu tembel hallerimizi yayınlıyorum.. Merak ederseniz snap chat adresim de : Sahildeki Ev



Durum böyle olunca bugün bütün yemekleri Sevgili hazırladı.. Akşam yemeği de ondan, biraz kendimi iyi hissedersem belki kalkar sofrayı da ben kurarım ama şimdilik yatıyorum.. Ama tabii yattığım yerden size sofra fotoğrafları gönderebilirim değil mi? Bu fotoğrafları bu ayki Maison Francaise dergisinin country eki için çekmiştim.. Nisan ayıydı, Datça'da her yer papatya doluydu.. Havaların ısınması ile papatyalar da yavaş yavaş bir sonraki mevsime kadar yaz uykusuna yattılar..

İşte o güzelim papatyalarla mutlu akşamlar bizden size..