Bu sıralar Sevgili haftada bir kaç gece Datça'ya İngilizce kursuna gidiyor.. Kursu çok biçimsiz bir saatte başladığı için genellikle o orada bir şeyler yiyor bende evde.. İki gün önce yağmurun, fırtınanın zirve yaptığı bir günde, sabah saatlerinde akşam bana ne yiyeceğimi sordu.. Laf aramızda bu sıralar kuzu göbeği mantarları çıkmaya başladı, risottosu inanılmaz güzel oluyor.. Bende risotto yapabilirdim ama evde parmesan peynir kalmadı dedim..Tamam, ben hemen gidip sana alayım dedi.. Ne gerek var akşam kursa gittiğinde alırsın, yarın yaparım dedim..
Şimdi Sevgili ile pek çok konuda harika anlaşırız ama iş yemeğe geldi mi tamamen apayrıyız..Ona sabahları bol şekerli çayını, akşamda 3-5 köfte yanına bir tabak makarna ver hayatının sonuna kadar mutlu mesut yaşar gider. Ben ise biraz daha sağlıklı ve çeşitli beslenelim kulvarındayım.. Mantar da hiç haz etmediği şeylerden biri. Şimdi ben şu kuzu göbekleri ile yaptığım risottonun her bir kaşığında ayrı bir gastronomik orgazm yaşarken, o çatalıyla, mantarları iter, pirinçleri iter, peynirleri ayırmaya çalışır vs vs..
Her neyse, baktım o gün hava koşullarına aldırmadı, ne yaptı ne etti, başka bir iş yarattı ve Datça'ya inip bana peyniri aldı geldi, yeterki risotto yarına kalmasın.. Bende ertesi gün onun için bu mantarlı salatayı yaptım.. Nasıl çok şeker olmamış mı?
Although we get along so well with hubby on so many things, food is one issue that we have huge discrepances.. He could live happily ever, if I give his tea with extra sugar in the morning and a plate of meatballs and pasta for dinner everyday.. On the other hand I try to have more greens and more balanced diet..
Mushroom is one of the items he really doesnt like.. During this time of the year morels are coming and making risotto with them is a huge gastronomical delight for me. So in order to tease him, I served this mushroom salad. I think mushrooms made with tiny radishes look so cute..