Wednesday, March 11, 2015

Sarı Zamanlar...

Datça'nın çok güzel ama bir o kadar da kısa süren zamanlarından biri daha hafiften ,hafiften başladı.. Aslında pek hafiften başlamazdı, bir sabah kalkar her yeri sapsarı bulurduk ama bu yıl havaların çok soğuk gitmesinden olsa gerek ağaçların kimi açtı, kimi hala tomurcukta..

Bu sarı mevsimin kahramanı ise, Mimoza ailesinden bir ağaç olan Kıbrıs Akasyası.. 15 gün kadar sapsarı çiçeklere bürünüyorlar, sonra ise tüm yıl yeşil ve inanılmaz dirençli bir ağaç.. Datça'da yol kenarlarında, tarla kenarlarında çok fazla var, hatta kimileri bu ağaca Datça'nın kanseri bile diyor, çünkü çok hızlı ürüyorlar, çok hızlı büyüyorlar, oradan oraya çok çabuk atlıyorlar..

Tabii bu durumu bilmeyen bir kaç okuyucum, 3-5 dal koparıyorum diye beni doğa katili falan ilan ettiler geçen yıllarda.. Dolayısıyla hala buralardalarsa hiç merak etmesinler kopardığım dallar 10 katı olarak geri gelecek önümüzdeki sene.. 


One of the most beautiful seasons of our small peninsula starts slowly.. During this time of the year Cyprus Acacias, a tree from the mimosa family start to bloom their yellow flowers.. For about two weeks, yellow becomes the dominat color around here..



Bu arada biliyorsunuz benim kadrolu iki modelim var.. Kedim Hestia ve köpeğim Hera.. Bu sıralar bir kaprisliler anlatamam.. Sanki hanımefendiler süper modeller, bende peşlerindeki paparazzi.. Yoksa şu fotoğrafta Hera'yı koltuğun önüne yere oturtmak, o olmazsa Hestia'yı koltuğa almak vardı kafamda.. Ama ne mümkün ben fotoğraf makinesini elime alır almaz ikiside dışarı kaçtı... Allahtan Şubat sonundaki o soğuk günlerde iki tane yastık örmüştüm, ve nasılsa üşenmeden içinide doldurmuştum da, koltuk üzeri boş kalmadı..

I was actually planning to use my little models in these photos.. My dog and my cat.. As quite usual these days they refused to pose and both ran out.. So instead of them the new crochet cushion I made at the end of last month is posing on the couch.. 






Assolistler en son sahneye çıkar ya, işte son fotoğrafta da yine bu mevsimin süperstarlarından biri daha var.. Kuzu göbeği mantarları.. Bu çiçekleri toplayıp dönüyordum, ne kadar sevdiğimi bilen bizim bahçıvan  yolda beni durdurdu ve verdi..  Laf aramızda benim en sevdiğim yemeklerden biri mantarlı risottodur. Bir kaç yıldır bu mantarlarla pişiriyorum ve daha önceden yediklerim risottomuymuş diyorum.. O kadar iyiler yani.. Ama her güzel şey gibi onların mevsimi de çok kısa..


Last but not the least, another superstar of the season: Morels.. One of my favorite food is definitely risotto with mushrooms.. Since I started to cook it with morels, I dont like the ones I am making with regular mushrooms.. They are that much delicious.. But as all good things, their season is very short..


10 comments:

  1. Farklı bir mimoza türü ve çok ama çok güzel. O nazlı modellerden bir tane bende var. Kadrajdan çık dersin inadına girer, gel dersin kaçar :))

    ReplyDelete
  2. Doğa katili haaaa! Ölçülü olarak doğanın keyfini sürmek de hakkımız. Bu kişiler aktarlara,araştırmacılara vb. ne derdi acaba?
    Onu bunu geçtik... Herşey çok güzel ve mutluluk veriyor!

    ReplyDelete
  3. Bu mantardan yani kuzugöbeği mantarından hiç yemedim. Tadını, lezzetini çok merak ettim. Mantarlar kadar mint yeşili puantiyeli eldivende dikkat çekici!..
    Sevgilerimle
    Ebru...

    ReplyDelete
  4. Şiir gibi geldi fotoğraflar ne kadar huzur verici bu arada Hestia ve Hera kadar olmasada gri kırlentte çok yakışmış koltuğa .

    ReplyDelete
  5. Those accusing you of nature- murder have obviously never heard of pruning. I hope they don't own any trees.

    ReplyDelete
  6. ne güzel fotolar ne şanslısınız :)

    ReplyDelete
  7. Merhaba, bloğunuzu yeni keşfettim ve hemen takibe aldım. Bana da beklerim ;) Sevgiler...

    ReplyDelete
  8. Ama ama bennn bayıldım bu nasıl güzel bir görüntü amanın tum yayınlarınıza bakmalıyım,şimdi orda olup o masada çay içmek istedimm yaaa:)

    ReplyDelete