Bugün hava çok rüzgarlı Datça'da.. Kısacık bir süreliğine bile dışarı çıksanız anında serseme çeviriyor insanı.. Böyle havalarda bizim tüylü çocuklarda tam kadro evde oluyorlar.. Büyük ablalar Hera ve Hestia'dan yana bir sorun yok.. Çekiliyorlar kendi köşelerine neredeyse bütün gün uyukluyorlar.. Ama en küçüğümüz benim pamuk prensim Ares normalde sokakta attığı enerjisini evde atmaya kalkınca çok eğleniyoruz.. Önce tek tek hepimize sataşıyor, o işten sıkılınca da garip garip sesler çıkartıp defalarca üst kata ve alt kat arasında depar atıyor..Çok eğlendiriyor bizi anlayacağınız..
Sonra baktım yoruldu, normalde uyumayı sevdiği koltuğun üstüne çıktı.. İşte uykuya geçmeden önceki son 2-3 dakika Ares'in en güzel fotoğraflarını çektiğim zamanlar oluyor.. Hatta şöyle üstteki gibi bir Türk sineması jön erkek oyuncu pozu bile verdi:))
Ares bizim ikinci kedimiz.. İlk kedimiz Hestia'yı yaklaşık 4-5 aylıkken sokaktan almıştık.. Çok zor günler geçirmişti ve ilk bir kaç yıl hep yabani bir kedi olarak kaldı.. Ne oyun oynamayı biliyordu, ne de doğru dürüst kendini sevdirmeyi.. Aslında şimdi normal bir kedi nasıl olur o da Ares'e bakarak öğreniyor.. Neredeyse 5 yaşına geliyor ve geçen gün ilk defa bir oyuncak ile oynadığını gördüm..
Ares'i ise geçen yıl Haziran ayında yaklaşık bir aylıkken annesi getirip bizim kapıya bıraktı, sonrasında ne yaptıysak ta kabul etmedi geri almadı benim minik oğlumu..O zaman çok üzülmüştüm ama şimdi iyi olmuş diyorum..Bizim hayatımıza inanılmaz bir neşe ve enerji kattı..
Ben aslında hayatımın bundan önceki döneminde hep köpek sever bir insan oldum.. Ancak çalışma hayatının içinde apartman katında köpek bakmak çok zor olduğu için köpeğim Şiba öldükten sonra başka köpek almadım, dolayısıyla da uzunca bir süre hayatımda hiç evcil hayvan olmadı.. Ama Ares'le yaşamaya başladıktan sonra şimdi o yıllarım için üzülür oldum.. Bir köpeğin bakımı çalışan, tek başına yaşayan bir kadın için oldukça zorken, kedi için durum hiçte öyle değilmiş.. Keşke kedim, kedilerim olsaymış o yıllar.. Ama hiç bir şey için geç değil tabii..
Onunla beraber geçirdiğimiz en keyifli saatler ise geceleri uykuya almadan hemen önce.. Genellikle ben yattıktan hemen sonra hoplayıp yatağa benim yanıma gelir ve biraz kendini sevdirdikten sonra patisini elime verir ve biz el ele yada pati patiye uykuya dalarız.. Sonra gidip kendi yatağında uyuyor ama sokakta bir şeylere takılıp kalmadıysa her gece mutlaka böyle 15-20 dakikalık özel bir zamanımız var.. İyi ki hepsi hayatımız da varlar..
Seviyorum oğlumu ne yapayım :))